Hane Devlet Piyasa
Kadın Emeği ve Sosyal Politikalar Bağlamında Cinsiyetlendirilmiş Bütçe
%20
İndirimli
3 İş Günü
İçinde Kargoya Teslim
Etiket Fiyatı:30,00 TL
İndirimli Fiyatı:24,00 TL
Ürün Özellikleri
  • Basım Yılı:
  • Sayfa Sayısı:280
  • Kağıt Türü:2. Hamur
  • Ebat:13,5 x 19,5
  • Dil:Türkçe
  • Cilt Durumu:Karton Kapak
  • ISBN:9786058669901
Elinizdeki kitap ataerkil kapitalist toplumda bakım yükü ile ücretli iş kıskacında varolmaya çalışan biz kadınlar hakkındadır.

Özgün Akduran'ın kitabı sermayenin kadın emeğine ilişkin çeşitli talepleri dillendirdiği bir ortamda yayımlandı. Kadın emeği dönem dönem sermaye kesimlerinin gündemine gelir. Erkek emek-gücü kıtlığı çekildiğinde ya da genelde vasıfsız itaatkar ucuz emeğe ihtiyaç duyulduğunda ekonomi politikalarıyla istihdam stratejileriyle kadın istihdamını artırmanın yolları aranır.

Türkiye son yıllarda böylesi bir dönemden geçiyor. İlkin kadınlar esnek çalışma biçimlerine çağrılmıştı. Esnek çalışma kadınların hane içindeki bakım görevlerini aksatmadan istihdam edilebilmelerini sağlayacaktı. Sosyal politikaların gerilediği bakım kurumlarının sayısının azaltıldığı işyerinde kreş açma zorunluluğunun zayıflatıldığı koşullarda elbet kadınlar artan bakım yükünü üstlenmeliydi. Sermaye örgütleri hükümet sözcüleri ardı ardına esnek çalışmanın kadınlar için nasıl da ideal bir çalışma biçimi olduğunu ileri süren beyanlar veriyordu. Ancak anladık ki asıl kadınlar esnek çalışma için ideal emek havuzu idi.

Şimdi de kadınlar ihracata yönelik üretim sektörleri için ucuz emek havuzu potansiyeli olarak görülmektedir. Ulusal İstihdam Strateji Belgesi Taslak Metni ile yeni teşvik paketinde çizilen yol haritaları "Çinle Pakistanla Bangladeşle ve Vietnamla rekabet edebilecek" tekstil sanayiyi oluşturma hedefindedir. Bu hedef kadın emeği yoğun bu sektörde kadınlara yeni "misyonlar" yüklemektedir; kadınların atölyelerde uzun saatler boyunca sosyal güvence sağlanmadan ucuza çalıştırılması planlanmaktadır.

Özgün kitabıyla kadın istihdamına yönelik bu taleplere dolaylı da olsa bir yanıt vermiştir. Kadınlar için güvenceli tam zamanlı sosyal güvenlik hakkının tanındığı istihdam talebini dillendirmiş; kadın istihdamının artırılabilmesinin "ve kadınların özgürleşmesinin koşulunun üzerlerindeki bakım yükünün hafifletilmesi olduğuna dikkat çekmiştir.

Özgün kitabında toplumsal cinsiyete duyarlı politikalar ile kadınların toplumdaki konumuna ne denli etkide bulunabileceğini incelemiştir. Sosyal politikanın tarihini kuramsal öncüllerini araştırmış; Türkiye'de alternatif belediyelerden örneklerle toplumsal cinsiyete duyarlı bütçeleme ile kadınların çalışma ve yaşam koşullarının iyileştirilebildiğini göstermiştir. Kitapta ayrıntılarını bulabileceğiniz üzere Diyarbakır Sur Belediyesi meslek edinme kurslarının yanı sıra açtığı kreşle kadınların kurslara katılımını becerilerini artırmasını istihdama katılmasını kolaylaştırmaktadır.

Özgün çalışmasında meta üretimiyle kadınların hane içi kullanım değerleri üretimini birleştiren bütüncül bir yöntemden hareket etmiş Marx'ın yeniden üretim şemalarını kadınların hane içi üretimini de kapsayacak biçimde yeniden oluşturmayı denemiştir. Yazarın izlediği yöntem feminist teoriyi Marksist analizle birleştirmeye yönelik önemli bir adımdır.

Toplumun bütüncül bir analizi meta üretimiyle kadınların hane içinde meta karakteri taşımayan bakım hizmeti üretiminin birlikte ele alınmasını gerektirir. Engels'i anarak materyalist anlayışa göre tarihte egemen etken maddi yaşamın üretimi ile yeniden üretimidir diyebiliriz. O halde maddi yaşamı üretmek ikili bir özellik sergiler; maddi yaşamı sürdürmek için gerekli nesneler ile bu nesneler yoluyla kendini yeniden üretecek insanın üretimi.

Böylesi bir analiz toplumsal üretimin bütün uğraklarını kuşatmasının yanı sıra toplumsal kaynakların toplumsal zenginliğin toplumsal görevlerin cinsler arasında eşitsiz dağılımı ile kadınlarla erkekler arasındaki eşitsiz ilişkiyi de inceleme olanağı verir.

Toplumun dolaysız koşulu insanın üretilmesidir; insanın üretilmesi ise dolaysızca toplumsal yaşamın üretilmesidir. İhtiyaç nesnelerinin bu nesneleri üretmek için gerekli üretim araçlarının insanlar arası ilişkilerin toplumsal normların vb. üretilmesiyle toplumsal yaşamı yeniden üreterek insanı üretiriz. Toplumsal yaşamı yeniden yeniden üreten bizler de bu yeniden üretim sürecinde üretken güç olarak üretici kadınlar ve erkekler olarak üretiliriz.

Ne var ki toplumsal yaşamı yeniden üreten kadınlarla erkeklerin görevleri binlerce yıldır hiyerarşik ve eşitsiz bir biçimde yapılanmıştır. Günümüzün ataerkil kapitalist toplumunda da sermaye birikiminin üzerinde yükseldiği ücretli iş kategorisi genelde "erkek işi" kabul edilirken hane içindeki karşılıksız bakım yükü kadınlara yüklenmiştir. Kadınlar toplumsal cinsiyete bağlı görevleri nedeniyle eğitim olanaklarından ve ücretli işten dışlandıkça düzenli gelirden de sosyal güvenceden de mahrum kalırlar. Yaşamlarını sürdürebilmelerinin tek yolu geçimlerini sağlayacak bir erkeğin varlığıdır. Evlilik pek çok kadın için tek seçenek olabilmektedir. Dolayısıyla istihdam dışı kalmak kadınların erkeklere bağımlılığını güçlendirici bir etkendir. Ücretli bir işte çalışmak isteyen kadınların önündeki en büyük engel ise "bakım yükümlülükleri"dir. İstihdama katılan kadınlar hane üyelerinin bakım ihtiyacını çözmek durumundadır; örneğin ya çocuklar kreşe verilmeli ya yakın kadın akrabalardan destek alınmalı ya da bakıcı bir kadın ayarlanmalıdır. İşten arta kalan zamanda kadınlar bakım "yükümlülüğünü" sürdürecektir.

Öyleyse kadınların bakım yükünü hafifletecek sosyal politikaların çocukların bırakılabileceği kreşlerle yuvaların yaşlı ve hastaların bakımını devralacak bakım kurumlarının varlığında kadınlar kolaylıkla istihdama katılabilecektir. Üstelik bakım yükünün azalması kadınlara yaratıcı etkinliklerini geliştirmek toplumsal etkinliklere katılmak çeşitli alanlarda eğitim almak için serbest zaman yaratacaktır. Bununla birlikte kadınların özgürleşmesinin koşulu elbette ki bakım işinin "kadın işi" olmaktan çıkıp hane üyelerinin bakım ihtiyacının kadınlarla erkekler arasında eşit bir biçimde paylaşılmasından geçer.

Özgün çalışmasında maddi yaşamın üretilmesinin ikili özelliğinden hareketle topluma sosyal politikalara bütçeye hanelere kadına bakmaktadır. Elinizdeki kitap aklını ve emeğini feminizme adamış bir kadından feminist literatüre feminist harekete ve bütün kadınlara bir armağandır.
-Melda Yaman Öztürk-
İnönü Mah. Büyük Atatürk Cad. No: 7/B / Ataşehir / İstanbul / Türkiye   Telefon : 0 (531) 893 27 71     
E-Posta : destek@romansdukkan.com
© 2020 Romans Dükkan Tüm Hakları Saklıdır